Çakralar

In Ali Erdinç Başaran, Yazarlar Klubü by Cumhur DursunLeave a Comment

Çakralar

chakrasHayat denilen maceranın sadece ve sadece bir fark etme yolu olduğunu artık bilmeyen yok; bu yazımda, bu yolun basamaklarını ve karakterini açıklamaya çalışacağım.

Şakralar: Tekamül/Gelişim Basamakları:

Bu yazıyı okuyan birçoklarının bildiği kadarıyla şakralar beden üzerinde kuyruk sokumundan başlayıp, omurilik boyunca uzanarak tepemize kadar devam eden ve 7 ayrı noktada titreşen enerji odaklarıdır. Duru görü sahipleri renklerini görürler ve kısaca bedensel fonksiyonları anlatılır. Biz burada şakraların tekamül yolculuğundaki farkındalık basamakları olmaları noktasından bahsedeceğiz. Tasavvufta nefs mertebeleri, doğu öğretisinde şakralar olarak anılan bu basamaklar en alttan yani kuyruk sokumu bölgesine rast gelen 1.’siyle başlayıp; tam tepemizdeki yani kafanın gökyüzüne bakan üst tarafındaki 7.’siyle biterler. Tabi ki bu sadece bu gezegendeki ve şimdideki tekamül okulu için geçerli.  Bundan dolayı bu konuyla ilgili anlatacaklarımız şöyle olacak:

Asıl “Ben” dediğimiz ve tekamül ederek aslında “O” olduğumuzu fark edeceğimiz sonsuz titreşimli frekans (Ruh), bedene odaklanana kadar 7 kere frekans aralığını düşürür ve en son kaba bedene (sıfır frekansa) odaklanır. Bizler nefes alırken, bu nefes içindeki hayat enerjisi’ni (Prana-Chi-Ki) bedenimize çekeriz ve bedenin hayatta kalmasını sağlayan da budur. Çok yorulup bitkin düştüğümüzde, bir kaza geçirdiğimizde ya da bir sinir krizi geçirip de hayat enerjimizi tamamen kaybettiğimiz anlarda hemen uyumak isteriz. Bunun nedeni bitmiş pilimizi bir an evvel yeniden şarj etmek isteyişimizdir. Zaten mutluluk dediğimiz duygu sadece ve sadece hayat enerjisinin bedende bolca birikmesi ve gezinmesi halinden başka bir şey değildir. Moralimizin yüksek olması, olaylar ve insanlar karşısında sarsılmamamız hep bu hayat enerjisinin bedenimizde bolluğu ile ilgilidir. Bunu sinirlenerek ve parlayarak, olaylara tepki göstererek (kısaca akışa teslim olamayarak), cinselliği bilinçsizce ve içinde sevgi olmadan deneyimlediğimizde çokça ve kolayca kaybederiz. Geceleri uykuda bolca alındığı içinde gece hayatını aşırı yaşayarak, alkol, sigara(tabi ki akciğerlerdeki hava keseciklerini kaplayıp bedene yeterli oksijen geçişini sağlamadığı için) uyuşturucu kullanımıyla da bindiğimiz dalı kesmiş oluruz.

İşte bu enerjinin bedene burun yolundan çekilmesi, bir baston şeklinde sırasıyla 6.(Alın şakrası), 5.(Boğaz Şakrası), 4.,3.,2. ve en son kuyruk sokumunda 1. kök şakraya kadar olur. Bu yüzden kök şakranın bedenimiz için hayati önemi bedeni hayatta kalmasını sağlamaktır. Hani ölenler için “Kuyruğu titretti” denir ya işte 1. şakranın esas görevi direkt olarak bedenin varlığını sürdürmesidir.  Araba kazasına karıştıkları esnada frene aniden basanlar ve arabanın kontrolünde çıktığını hissedenler ya da uçurumun kenarına gelince arkadaşı tarafından aşağı düşürülme şakası yapılanlar kuyruk sokumlarında bir sızı hissederler(!); hatta olay bitiminde bazen oradaki fiziksel acı devam eder. İşte bu tam kök şakranın bulunduğu yerdir ve Biz hayati tehlikeye girdiğimizde oradan korku frekansı tetiklenir. Biz de bu korkuyla durumu kontrol etme, olayı düzeltme ve hayati tehlikeyi ortadan kaldırma yolunda harekete girişiriz.

Şakralar diğer bir deyişle mutluluğun algılanma basamakları olmanın yanında, Bizlere nasıl mutlu olunacağını hissettiren (Gönül şakrasına kadar yalan olsa da ) enerji merkezleridir. İşte kök şakra bizi kazadan ve tehlikeden uzaklaştırarak görevini yaptı.

Kök şakranın rengi kırmızıdır. İnsanlık deneyiminde yaşadığımız günlük hayatta tehlike uyarıları yani itfaiye, trafik işaretleri, ambulans kısaca korku frekansıyla dikkat çekilmesi istenen şeyler kırmızıdır. Mesela kanımız da kırmızıdır ve onun aktığını görünce aynı frekansla rezonansa girerek direk hastaneye, doktora koşarız.

Kök şakra hayatsal olarak bedeni tehlikelerden korurken, öte yandan da sürekli olarak korku frekansını hissettirir ve bizi “an”dan alıkoyar. Yani Bizler boş kaldığımızda eğer beyin bir şeye odaklı değilse, sözgelimi bir müzik dinlemiyorsa, bir manzaranın güzelliğini izlemiyorsa o zaman direk düşünceler yoluyla korkular bedeni etkilemeye başlar. “Acaba evde yemeğin altını açık mı bıraktım ?”,”Arabayı bıraktığım yerden çekerler mi?”, ya da “Çocuğun yazılı sınavı ne oldu acaba ?” gibi aslında ”an” da çok boş olan şeyleri, bize korku frekansını da beraberinde yükleyerek bunların aldatıcı bir biçimde dolu olduklarını hissetirir. Yukarıda ölümden korumasından bahsettik ama sonsuz yaşam içerisinde bedenin ölümü bile öyle korkulacak birşey değildir. Bir ceket değişimi kadar basit ve muhteşem İlahi Sistemin bir tezahürüdür. Öyledir ama kök şakra görevini başarıyla yaparak bunu bize dünyanın en kötü şeyiymiş gibi hissettirir. Şu anda çevremize bir bakalım; para sistemi, sigorta sistemi, sağlık sistemi, inşaat endüstrisi, giyim sektörü, devlet sınırları, milletlerarası savaşlar, emniyet kemeri, çelik kapılar sadece ve sadece kök şakranın sonucudur. Asla ve asla bunun yanlış olduğunu söylemiyoruz. Tekamül planında geldiği sınıfta deneyimlerini bitirip de kendisinin kontrolü yerine bunu Sisteme bırakmayı günbegün, hayat ve hayat anlayacak olan farkındalığın macerası için tastamam gerekli, İlahi Planın muhteşem tezahür biçimidir bu.

Kök şakranın en büyük “bunu yaparsan mutlu olursun…” biçimi de sahiplenme duygusunu bizlere vermesidir. Bu etki bizlerin sahibi olduğumuz şeylerin keyfini çıkarmamızı, başkasının elindekileri ise kıskanmamızı sağlar. Başka bir ülkeye gidip de oradaki güzel manzaranın keyfini çıkarırken “Keşke buralar bizim memlekette olsaydı” duygusunu veren; bir arkadaşımız bize yeni aldığı arabayı, ya da süper çelik düdüklü tencereyi denememiz için verdiğinde içimizdeki o buruk duyguyu hissettiren de kök şakradır. Aynı şekilde “Keşke o topraklardaki petrol bizim olsaydı” deyip de savaş açan da bu şakra etkisidir.

Kök olması itibariyle Dünyayı kökten etkileyen bu şakra bedendeki şeker düştüğünde açlık hissini veren, tehlikelere karşı korunma içgüdüsünü vererek bizleri ev denilen; o kalın duvarlı yerlerde yaşatan enerji noktasıdır. Bizler karnımız tokken, sırtımız pekken, bankada bol sıfırlı paramız varken, hastaneye de 10 dakika uzaklıktayken, sevdiklerimiz de 2.mt uzağımızdayken bu şakra tatmin olur ve bizlere kendimizi iyi hissettirir. Tabi ki ilk kayıp ya da tehlike belirene kadar. Sonra tekrar kaygı başlar.

Şakraların düzenli çalışması iyidir. Yani kök şakra hiç çalışmasaydı bizler karnımız acıktığında buna aldırmaz ve bebekken ağlamaz ve kısaca muhteşem deneyimleri yaşayarak tekamül edeceğimiz, adım adım aydınlanmaya doğru yürüyeceğimiz bu hayatı yaşayamamış olurduk. Ama bi de 200 kiloluk, hayatı sadece yemek yemekten ibaret bir bedeni düşünün. Sadece karnı tokken mutlu olan, en ufak bir açlığa tahammül bile edemeyen, hemen siniri bozulan bir kişiyi ya da hesabında 33 trilyonu olan ama hala parasını harcayamayıp bi 33 trilyon daha yapmak için 63 yaşında mücadele eden bir Ruhu düşünün… İşte tekamülünün geldiği noktada kök şakra farkındalığında olan insanla, aslında 4. ya da 5. şakra farkındalıklarına erişmiş ama günün o saatinde bedeninin yaşamının devamlılığını sağlamak için yemek yiyen kişi arasında fark budur. Yoksa hepimiz evimizde rahat ederiz, herkes en iyi kendi arabasını kullanırız ama bu başkasında misafirlikteyken “an”ın tadını çıkarmamamız ya da başkasının arabasını kullanırken de bundan zevk almamamızı gerektirmez…

Ali Erdinç Başaran

Leave a Comment