Hayatı önemsemezsen o da seni önemsemez!

In Melda Özer Urhan, Yazarlar Klubü by Cumhur DursunLeave a Comment

innervoiceEminim ki son zamanlarda birçok yerde ve birçok kişinin ağzından “Kendini sev” ya da “Kendinle barışık ol” laflarını duymuşsunuzdur. Birileri “Kendini sev” dedi diye becerebilir miyiz bunu acaba? Bence tek bir yolu var, o da duygularımıza kulak vermek, sezgilerimize ve aklımıza güvenmek. Kendi iç sesimiz bazen bize ne kadar cesur, ne kadar özgür ve ne kadar insan olduğumuzu haykırır.

Merhaba…

Hayatımız ve ilişkilerimiz yaşam kalitemizi belirliyor. Yaşam kalitesi dendiğinde ise, ilkeler ve özgüven akla ilk gelenler.

Öncelikle kendine güven ya da diğer adıyla özgüvenin ne demeye geldiğini hep birlikte düşünelim. Öncelikle bir duruş, bir ayakta olma hali diyebiliriz.

Dışarıdan gelen olumsuz etkilere, zor durumlara karşı direnebilmek, kişiliği ve hayatı devam ettirebilmek ve aynı zamanda olumlu durumlarda şımarmadan, zarif bir şekilde başarının tadını  çıkarabilmek olabilir mi acaba, ne dersiniz?

Başı belli ama sonu belli olmayan ve bir ikincisi garanti edilmemiş, adına hayat dediğimiz bu yolda birçok şey yaşıyoruz ve belki de en çok kendimiz şaşırıyoruz bu inişli çıkışlı duruma.

Çocukluk, ergenlik derken aniden genç kadınlar ve genç erkekler oluveriyoruz. Hayata dair hazırlıklarımız tamamlanmamışken “Hadi” diyorlar, “Üstlen bakalım sorumlulukları”

İş hayatımızda, ilişkimizde ve aynı zamanda ailelerimize karşı belli rolleri üstlenmemiz, toplumun istediği başarı kriterlerine uymamız isteniyor. Bu kriterlerin bizim kriterlerimiz olup olmadığını sorgulamadan koşmaya,  terlemeye ve tükenmeye başlıyoruz.

İçimize sindiremediğimiz bazı alanlarda ve gerçekten isteyerek yapmadığımız bazı işlerde aksamalar nedeniyle oldukça ciddi özgüven krizleri yaşıyoruz. Kendimizi çaresiz, zavallı ve işe yaramaz hissediyoruz.

Aslında hangi durumlarda kendimizi daha iyi, daha güvenli hissettiğimizi bilmek çok önemli çünkü bu bize ayakta kalabilmek, yaşamı sıkı sıkı tutabilmek adına güç veren en önemli etken.

Bir şeyi iyi yaptığımızda ve bunu tekrarladığımızda yeni bir duruma kendimizden emin bir şekilde yaklaşırız. Özgüven, kanıtlanmış bir yetkinliğe bağlı olarak, “Ben bunu yapabilirim” hissini taşımak değil midir aynı zamanda?

Hadi gelin bir liste yapalım ve bu liste bizim kendimizle gurur duyabilme listemiz olsun.

Çünkü özgüveni en fazla destekleyen şey kişinin kendi kendine “Aferin, sana da bu yakışır” demesi ve kendisini sevebilme yeteneğidir.

Eminim ki son zamanlarda birçok yerde ve birçok kişinin ağzından “kendini sev” ya da “kendinle barışık ol” laflarını duymuşsunuzdur.

Peki ama nasıl olacak bu? Birileri “Kendini sev” dedi diye becerebilir miyiz bunu acaba?

Bence tek bir yolu var, o da duygularımıza kulak vermekten, sezgilerimize ve aklımıza güvenmekten geçiyor. Aslında cevaplar bizde var. Kendi iç sesimiz bazen bize ne kadar cesur, ne kadar özgür ve ne kadar insan olduğumuzu haykırır.

Bu anlar doğru anlardır. Bedelini ödemek kaydıyla doğru bildiğimizi yapmışızdır. Ama bu sesi bastırmaya çalışan başka bir sürü ses vardır. Bazılar destek, bazıları ise köstek olmaya çalışan. Hepsini dinleyin, önemseyin ama ne olur kendi sesinizin bastırılmasına izin vermeyin.

Çünkü o olmasa siz, siz olamazsınız.

Ayakta kalmak, Duygu Asena’ nın yaptığı gibi, ciddi bir hastalıkla mücadele sürecinde bile “Hayatım değişmedi, yazılarımı yazmaya devam edeceğim” demektir.

İnişler çıkışlar ve işte hayat. Zaman zaman ayağımız kayabilir ve düşebiliriz ama kalkmayı öğrenmişsek mesele hallolmuştur demektir.

Hepinize iyilikler diliyorum. Unutmayın, dilemesi benden, yaşaması…

Sevgiyle kalın

Melda Özer Urhan

Leave a Comment