Su ve Tuz – SON

In Peter Ferreira, Yazarlar Klubü by Cumhur DursunLeave a Comment

su-ve-tuz-13Yazıyı okumaya başlamadan önce lütfen yanınıza bir bardak su alır mısınız?

Eğer herhangi bir cilt hastalığınız varsa, doktorunuz size denize girmenizi önerecektir, çünkü burada ihtiyacınız olan titreşim desenleri mevcut, bedeniniz tekrar bu enerjiler ile dolacaktır.  Özellikle cilt sorunlarında bedeninizin içinde bir şeyler olduğunu düşünmelisiniz, çünkü cildimiz en büyük boşaltım organımız.  Bu yüzden yüzünüzdeki her sivilcede içerideki düzensizliği görmeye çalışın.  Çoğunlukla kanımız temiz olmadığında dışarıya sivilce, siğil, ben, mantar olarak yansır.  Kanınızı temizlediğinizde, ona tekrar strüktür, geometri kazandırdığınızda, ister `sole’/su karışımı içerek, ister sadece `sole’ cilde sürerek bunu yerine getirebilirsiniz. Zaten mantar da sadece strüktür, yani geometri olmayan ortamlarda büyüyebilir ve çoğalabilir.

Mesela deokristallerini kullandığınızda, koltuk altınızdaki cildinizin alanını nötralize etmiş oluyorsunuz. Diğer deodorantları kullandığınızda terlemeniz engellenmeye çalışılıyor, fakat terlememiz gerekli.  Sadece neden kötü koktuğumuzu düşünelim.  Fazla ekşimeye maruz kaldığımızdan burada bakteriler oluşabiliyor, bunlar da kokulara sebep oluyor.  Bu küçük deokristaller ile bu alanı nötralize edebilirsiniz ve böylece bakteriler için meydan oluşmaz.

Bu nötralize işlemini solunum yolu hastalıklarında `sole’ile buğu yaparak da uygulayabilirsiniz.  Tuzlu suyun buharını teneffüs ettiğinizden 25 dakika sonra balgamınızla birlikte belki 10 yıl önce içmiş olduğunuz antibiyotikler bile çıkacaktır.

Bu doğal tuzu yemeklerinizde de kullanmalısınız, çünkü bedeninizde ne kadar zararlı madde varsa, bu tuzun etkisiyle nötralize olacak ve zamanla atılabilecektir.  Profesyonel sporcular da elektrolit dengelerini sağlayabilmek için bu tuzu yalıyorlar ve böylece kas tutukluğuna sebep olan magnezyum eksikliği meydana gelmemiş oluyor.  Genelde bağımlılık durumlarında beden kendi eksik olan ihtiyacını başka bir şey ile karşılamaya çalışıyor.  Örneğin şeker de aynı rafine edilmiş tuz gibi çok agresiftir.  Mesela şekere düşkün olan çocuklara bir süre `sole’/su karışımı her gün verildiğinde, şeker arzuları azalacaktır ve dengeye gireceklerdir.

Biz bunu eroin bağımlılarında uyguluyoruz ve %60’ında başarılı olmuş durumdayız, çünkü bedenlerindeki dengeden dolayı artık eroine ihtiyaç duymuyorlar.

Cilt hastalıklarında bütün vücudu %1’lik 37 derecelik bir tuzlu suya soktuğumuzda, bu suyun içinde banyo yaptırdığımızda, vücut sudan ihtiyacı olduğu her şeyi alabiliyor ve sanki 4 gün boyunca oruç tutmuş gibi zararlı toksinlerini cilt vasıtasıyla atabiliyor.

Bize 12 yaşında tüm cildi yaralarla kaplı, nörodermitis teşhisli bir hastayı getirdiler.  Ailesi tüm başvurulabilecek yerlere başvurmuştu ve hastalığın iyileşmez olduğu düşüncelerle sonunda bize gelmişlerdi.  Biz kızın tüm kortizon ve antibiyotiklerini kestik ve 3 ay boyunca su-tuz kürleri uyguladık.  Bu sürenin sonunda kızın tüm yaraları geçti ve iz bile kalmamıştı.

%1lik kürleri gözlerimize de uygulayabiliriz, her gün 4-5 dakika boyunca 2 defa tuzlu suyla göz banyoları yaparsak, gözlerimiz daha parlak, bakışlarımız daha berrak olacaktır.

Aynı şekilde su-tuz karışımını dişlerindeki asitlerden oluşan taşları temizlemek için de uygulayabilirsiniz, her gün dişlerinizi bu suyla fırçalayıp istikrarlı bir şekilde devam ederseniz taşların gittiği gibi dişlerinizin de beyazladığını görebilirsiniz.  Yüzünüze krem yerine, nemlendirici olarak da tuz-su karışımını sürebilir, cildinizin nem dengesini sağlayabilirsiniz.  Bedeninizde herhangi bir dokunun strüktürel yapısı değişmeye başlamışsa, orada kanser oluşacaktır.  Bunun için yine üst nanometrekerde bulunan belli bir dalga boyuna ihtiyacınız var.  Bunu da dışarıdan tuz kristal lambaları ile yapabilirsiniz.  Havada dengeli bir iyon potansiyeline ihtiyacımız var, mesela havadaki negatif iyonlar pozitiflere göre 2/3 oranındaysa aynı deniz iklimi gibi bir ortam yaratmış oluruz.  Tuzun titreşim frekansı aynı bizim bedenimin frekansı gibi olduğundan bu da tuz kristal lambalarında kullanılmakta.  Örneğin bizim beynimizin elektriğini ölçtüğümüzde 8 Hertz civarındadır, aynı frekansı bu lambalarda vermekte.  Televizyon seyrederken 100 – 160 Hrtz.  civarında frekanslara maruz kalıyorsunuz.Bu yüzden neden bir süre sonra sinirli olduğunuz belli: bedeniniz 20 misli frekansa maruz kalıyor Lütfen buradaki konuyu sadece su ve tuz olarak ele almayalım, esas konumuz enformasyon ve bilinç.  Böyle baktığınızda bedeninizin mükemmel bir araç ve şuurunuzun da efendi olduğunu göreceksiniz.  Sizin her şeyi elde edebilmeniz sadece kendi sınırsızlığınıza bağlı.  Bunun için de önce her şeyi bilmeniz ve anlamanız gerekiyor.

Kararlarınız içgüdülerinize, duygularınıza göre belirleyin, sadece mantığınıza göre değil.  Bu şekilde doğru yolda ilerlersiniz.  Zaman zaman da sorunlarınız olduğunda, unutmayın ki her dezavantaj kendinde çok daha büyük bir avantajın çekirdeğini barındırmaktadır.  Bunu sadece görmelisiniz.  İyi veya Kötü diye hiçbir şey yok.  Her şey sebep ve sonuçtan oluşuyor.  Şu an oynayan film kendi çevirdiğiniz filminiz ve onu her istediğinizde değiştirebilirsiniz. Bu sizin bilinçlilik, şuurluluk durumunuza bağlı.  Ve yardıma ihtiyaç duyduğunuzda sizinle aynı frekansta olan insanlara gidin, onlardan yardım isteyin.  İdealistlere destek olun.  Doğayla uyumlu olun, çünkü doğa yalan söylemez.

Peter Ferreira

Leave a Comment