Şuurlu Şizofrenin Anıları: ‘Alışkanlık’

In Yaban'cı, Yazarlar Klubü by Cumhur DursunLeave a Comment

YABANCI1‘Dünya’ adını verdikleri gezegende, kendilerine ‘insanoğlu’ ismini takmış yaratıkların arasındayım… Onların zaman hesabına göre yaklaşık 5 yıldır onlarla yaşıyorum. Bu süre zarfında, insanoğlunun başından geçebilecek herşeye şahit oldum. Doğum, mutluluk, sevgi, eğitim, olgunlaşma, iş hayatı, sıkıntı, depresyon, büyüme, eş arama, evlilik, ayrılık, yaşlanma, yalnızlık, ölüm korkusu, anlam arayışı ve sonunda ödüllendirilme ihtimaliyle avunma… İşte bir “Yaban’cı” olarak, ‘insanoğlu’ denen bu anlaşılması güç türle ilgili gözlemlerim…

İnsanoğlu alışkanlıklarının kölesi bir türdür. Hem de iyi ya da kötü farketmeksizin… İçlerinde hiç bir alışkanlığı olmadığını söyleyenler bile alışmamaya alışmıştır aslında.

İnsanlar, ‘toplum’ adını verdikleri bir grubu üretip sonra da bu gruba dahil olarak, alışkanlıklarını çoğunluğa atfederler. Atfedilen bu alışkanlıklar da ‘toplum böyle istiyor’ kılıfıyla tekrar bireylere aşılanır. Atasözleri ve sürekli aksi ispatlanan bilimsel araştırmalarla da mevcut alışkanlıkların sorgulanması minimuma indirgenir.

Zaten ‘insan yavruları’ küçük yaşlardan itibaren ‘alışkanlıklar sistemi’ne dahil edildiğinden tüm sistemi sorgulayacak kadar bütünü görebilen beyinler nadiren ortaya çıkar. Üç-beş yaşında anaokulu, yuva gibi kavramlarla alışkanlıklar köleliğine başlayan çocuklar, yirmilerinde eğitim hayatları bitince alelacele iş hayatına güdülürler ki, sorgulamaya başlamasınlar.

İnsanoğlunun alışkanlıklar zinciri, eğitim, iş, evlilik, aile, akrabalık gibi kurumlarla sürekli kontrol altında tutulur.

Bir noktada, bu alışkanlıklar iyidir. Koca evrende yalnız olmaktan korkan bu hassas yaratıkların akli dengelerini korur. Ama öbür noktada da kendi içlerinde bölünmeye yol açar. Bu bölünme, alışkanlık ağacının dallarının sıklığıyla doğru orantılıdır. Bir başka deyişle, alışkanlıklar ne kadar detaylandırılırsa, bu eleğe takılacak insan sayısı da o kadar çok olur.

Örneğin; kişinin genetik eğilimlerini bile eğip bükmeye çalışan ‘az ama sık yemek yiğin, sabah erken kalkın, evlenip çocuk yapın’ yaptırımları, bazılarını toplumdan soyutlar, yalnızlaştırır.

Bu ‘alışamayanlar’ grubu, ‘arızalı’ olarak görülür ve sosyal sınırların uçlarına doğru itilerek kendi haline terk edilir. Ta ki, sınırdışı edilen bu gruptan bazıları sınırları değiştirene kadar!

Yazan ARIZA: Yaban’cı

Leave a Comment