Moral Değerlerimizi Yüksek Tutalım – 3

In Ali Erdinç Başaran, Yazarlar Klubü by Cumhur DursunLeave a Comment

moral-deger-2Benim Size yapmanızı önerdiğim şey ilk defa bugün ve bu an onu bedeninize kabul edin… Beyniniz size bunun, kaldıramayacağınız bir yük olduğunu söyleyecek ve yaratılışı gereği sizi o duygu ya da acıdan uzaklaştırmaya çalışacaktır. Siz lütfen çalan bir telefona, boşverciliğe ya da zihnin bir başka ayak oyununa yenik düşmeyin ve sadece devam edin o duyguyu hissetmeye… Bu konuyla ilgili varsa değişik yaralıyıcı etkenlere de konsantre olun ve yüreğinizdeki ağırlık ya da acı artsın; siz buna daha da fazla izin vermeye devam ettikten bir süre sonra göreceksiniz ki o acı kendisini, bir gözyaşı, belki çok derin bir ağlama seansı, bazen bir gülme krizi ya da kusma, öksürme veya gaz çıkışı nöbetiyle ifade edecek ve artık sizi köşeye sıkıştırmayı bırakacaktır. Tek yapmanız gereken o duygunun içine olabildiğince girebilmeniz ve böylece ondan kaçmadan kalabilmeniz. Olmasını hiç istemediğiniz hali gözünüzün önünde canlandırmanız ve bu durumla karşılaştığınız andaki duyguyu hissetmeye tamamen açmanız kendinizi… Hiç merak etmeyin, siz o anda tam bir kutsal koruma alanında tutulacaksınız, sizin saf niyetiniz karşısında bu Yüce Sistem sizi bu noktaya gelmeye hem zorlayacak ve hem de duygunun bedeninizden deşarjı sırasında yanınızda, önünüzde, arkanızda, üstünüzde olacaktır.

Duygunun tam olarak ifadesinden sonra yani ağlama ya da gülme krizinin ya da öksürük nöbetinin bitmesinden sonra işin en güzel ve zevkli yanı ortaya çıkacaktır. Yani sizi sıkıştıran, ayağınızdan prangalayan, size tek bir rahat nefes aldırmayan bu duygu artık sizden ayrılmıştır ve artık sizi mutsuz edemiyecektir. Onun beden üzerinden ifade buluşu; size derin bir nefes aldıracak, o güne kadar yaşamadığınız bir sevinci içinize dolduracak ve kendinizi, o güne kadar hissetmediğiniz ölçüde güçlü ve moral değeriniz en yüksek seviyede hissedeceksiniz.

Bu noktada yapmanız gereken bu güzelliğin tüm hücrelerinize yayılışını izlemek, mutluluğun içinize doluşunu, öz benliğinizin doğasının zaten bu olduğunu fark etmek. Mutluluk olgusunun dışarıdan bir girdiyle sağlanan bir şey değil, üzerindeki bulutların dağılmasıyla insanın içindeki özün dışarı vurmasından ibaret olduğunu o anda anlayacaksınız…Devamında pratiğin ikinci kısmına geçiş çok kolay olacaktır.

Sürekli mutluluk haline niyet eden kişi eğer o günlerde ana bir mutsuzluk kalemine sahip değilse ki arzu edilen hal budur, bu defa bu pratiği ikinci seviyede ve yüksek frekanslı mutluluk haline yönelik olarak şu şekilde yapabilecektir: Özellikle bol hayat enerjili bir yer, yani ormanlık, deniz kenarı, akarsu yanı gibi bol oksijenli bir yer seçilirse, sözü edilen huzur ve tatmin moral-deger-5duygusunun her nefesle birlikte artışı rahatça hissedilebilinir. Sadece doğal ortamlarda da değil,kişinin kendisini rahat, huzurlu ve güvende hissettiği sözgelimi evinin sessiz bir odasında da bu yaşanabilir. Sabah vakti ve yer seçiminden sonra kişi; ister gözünü kapatsın, ister açık tutsun, gönlüne yönelmelidir…Sadece gönlüne… Fiziksel adres olarak  kalp organının bulunduğu ama hissediş olarak sadece bir enerji alanından ibaret olan gönlüne…

Sonra Ruhunu, çok basit sembolik anlatımıyla bedenini çevreleyen, kısaca yanaklarına değen havayı hissetmelidir. Derin bir iki nefesle yanaklarına değen bu havayı ciğerlerine, gönlüne, içine aldığını yani ruhuyla iletişime geçtiğini ya da ruhunu bedenine doldurduğunu imgelerse içindeki gerçek mutluluğu hissedecektir. Bütün konsantrasyon nefesle içe alınan Ruhun, gönle doldurulmasına verildikten sonra, derin bir iki nefesle oradaki huzurun artışı izlenmelidir. Derin birkaç nefesten sonra nefes normal alış verişe döndürülmeli ama yaşanan yüksek hal devam ettirilmelidir, yani bağlantı koparılmadan rahat nefese geçiş yaşanmalıdır. Kişinin ruhuyla iletişime geçmesinin randevu adresi gönül frekansıdır. Gönülde hissedilen var oluş duygusu, hem daha fazlası istenen ve hem de olduğu haliyle de tatmin eden o gönül frekansının yaşanışı, kişiyi sürekli mutluluk halinde tutmaktadır…

Ustalık odur ki bu halin olabildiğince devamının sağlanması, pratik bitiminde, hayatın içinde, iş dünyasında ya da toplumsal hayatta, dıştan gelen bir olayın etkisi altında bile bu mutluluk halinin sürdürülmesidir. Bu mutluluğa esas sadece bir var olma duygusudur, hiçbirşeye iyi ya da kötü demeden sadece var olmanın hissedilişidir…Bu duygunun artan sürelerde günlük hayatta hissedilişi, kısaca nedensiz mutluluk halinin yaşanışı zamanla hücreleri titreşimlerini arttıracak ve kişiyi bildiğinin ya da kendisine toplumsal olarak anlatılan mutluluk tasvirlerinin çok ötesinde bir yeni mutluluk dünyasına taşıyacak, kişiye daha olaylarla karşılaşmadan olumsuz düşünme realitesinden, sürekli çoşkulu, moralli, hevesli, neşeli, mutlu ve huzurlu bir realiteye taşıyacaktır; hem de hiçbir maliyet ödemeden, hiçbir şeye gereksinmeden, her an , her yerde taşıyabileceği şekliyle…

Devam edecek…

Ali Erdinç Başaran

Leave a Comment